Alanya haber, alanya tv , alanya televizyonu, kanal alanya
23 yıl Alanya’da gazetecilik
Coşkulu Kalem

23 yıl Alanya’da gazetecilik

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel açıkladı

“Antalya’daki kadınlar plajından Alanya’ya da açacağız”

 “Kadınlar için en iyi kariyer anneliktir” önerisinden sonra gelen bu açıklama

Herkes gibi beni de biraz kaygılandırdı.

Üzerinde düşünüp,

Geleneksel başörtülü annemin her yerde denize giremediğini hatırlayınca rahatladım.

Evet  bu ülkede bir yüzde 50 gerçeği var.

Bu gerçek sadece AK Parti’yi seven ve sevmeyen yüzde 50’si değil.

Denize sakin yerde girmek isteyen,

Denize üstsüz girmek isteyen,

Denize haşemayla girmek isteyen,

Denize mayoyla girmek isteyen,

Alkol kullanmak isteyen,

Alkol kullanmak istemeyen…

Alt alta sıralayıp gidebiliriz bunları…

Keskin çizgilerle ayrılan bu yüzde 50 meselesi en büyük sorunumuz.

Yüzde 50’yi mutlu etme politikası,

Yüzde 50 mutsuzu mutlu etme politikası…

Malum önümüzde bir genel seçim var.

Siyasiler oyunu artırma, barajı aşma, hükümet olma çabasında…

Siyasetçilerin ortak söylemi seçmene dokunmak…

Peki nasıl?

AK Parti gibi kadınlar plajını savunarak mı?

CHP gibi buna karşı çıkarak mı?

Alanya’da ilk kez bir kadının ilçe başkanı seçilmesi beni mutlu etmişti.

Aynı kadının kırsalda Kuran-ı kerim dağıtması şaşırttı,

Kadınlar plajına karşı çıkmasıyla şaşkınlığım artmıştı..

 “Kuran-ı okuyun, dini doğru öğrenin” demekse amaç,

“Tercih ettiğiniz yerde denize girin” mesajı beklerdim bayan başkandan.

AK Parti eyleminde farklı da olsa herkese istediği gibi yaşama vaadinde,

Bunu savunan CHP ise, tam aksi bir yolda…

Herkesin derdi seçmene dokunmak bu süreçte.

Peki seçmene ne üzerinden, nasıl dokunacak siyasetçiler?

Seçmene dokunmak inanç üzerinden olmamalı!

Bireyim inancını siyasetçiler  dizayn  etmemeli…

Seçenekler sunulur, herkes istediğini yaşar.

Bu dünya için vaatlerini söylemeli politikacılar…

Üreticinin ürünü para edecek mi?

Çocuklar temiz denize girebilecek mi?

Türk-Kürt ayrımı olacak mı?

Eğitimde akılcılık,  

Sağlıkta bilim mi öncümüz olacak…

Hepsinden önemlisi yüzde yüzün ortak buluşması nasıl sağlanacak?

Çözüm önerisi nedir siyasetçilerin.

Kuran-ı kerim okuyarak mı?

Kadın-erkek çarpışmasıyla mı? yakalayacağız ortak noktada buluşmayı…

Siyasetçilerin işi bu dünya, öteki dünya ise “Allah’la kul arasında”…

4 Nisan 1992 tarihinde tanıştım mesleğimle.

Zaman nasıl geçti anlamadan, Sürekli Basın kartımı aldım.

Meslekte 20 yılını tamamlamış, Basın Kartı sahiplerine veriliyor Sürekli Kart.

Alanya Gazeteciler Cemiyeti yönetimi Sürekli Kart alan meslek mensuplarını onurlandırdı.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde törenle verildi Onur Belgemiz.

Düşünenlere teşekkür ediyorum.

Belgeyi alırken zaman gözümün önünden geçti, film şeridi gibi.

İlk fotoğrafım,  ilk haberim, kırdığım ilk fotoğraf  makinesi…

Adliye koridorunda yediğim tekme,

Katıldığım ilk basın toplantısı…

2 yıl süren zorunlu sokak röportajı nöbetim,

Yazdığım ilk köşe yazısı…

10 yıl süren matbuat deneyiminden sonra televizyonculuk serüveni.

İlk televizyon haberim,

İlk programım, ilk konuğum…

Geride kalan 23 yılda ne çok şeye tanık oldum.

Ne çok şey duydum, duymadım,

Ne çok şey gördüm, görmedim…

Mehmet Ali Dim’den aldığım ilk ders

“Gazeteci çok dinler az konuşur” demişti.

“Her bildiğini yazamazsın, her yazdığın doğru olmalı” demişti ikinci derste…

Etik değerler  misyonum oldu, masamın karşısında durdu, başım sıkışınca baktım.

Eksik-hatalı haber yaptım, ama yalan haber yapmadım…

Geride kalan 23 yılın bana en büyük ödülü 10 Ocak’ta aldığım onur belgesi oldu.

Onur belgesiyle onurlandım, ama bir o kadar da hüzünlendim.

Hüznüm geçen zamana, yorgunluğa, yıpranmışlığa değil...

23 yılın başında ne kadar özgürdüm.

Gazetecinin olaylara karışmaması olmaz.

O gün Alanya’da medyanın ve yaşamın dizaynırları vardı,

Bugün onlar yine var.

O gün onlar “Her şey kentin geleceği için” diyordu,

Ben de inanıyordum.

Bugün onlar yine aynı şeyi söylüyor ama ben inanamıyorum…

Yani aradan geçen 23 yılda öğrendiğim

“Biz büyüdük kirlendi dünya”

O gün bana gösterilendi bildiğim,

Bugün bana gösterilmeyeni de biliyorum!

Sahnenin arkasında olanlar,

Gücünün devamı için bir gazeteciyle iyi olma çabası,

Çatışmaya girdiğinizde iltifattan öteye gitmediği ortaya çıkan (miş gibi) yaklaşımlar,

Velhasıl en yüksek onuru hissetmek gerekirken sahtelikler içinde gerçeği arama çabası…

23 yılın sorunda gazeteciliğin geldiği nokta bu…