Alanya haber, alanya tv , alanya televizyonu, kanal alanya
Keşke bir milat olsa
Coşkulu Kalem

Keşke bir milat olsa

Kelime  bir  temenni olarak kullanılınca güzel.

Pişmanlık, iş işten geçmişlik anlatınca acı verici.

Ama ben bugün temenni için kullanacağım.

15 Temmuz darbe girişimi sonrası Türkiye’de herkes sarsıntı yaşadı.

Kendimizi büyük bir sinemada film izler gibi bulduk. Karargahlar, komandolar, silahlar, şifreler, bombalar, itiraflar…

Amerikan filmlerinde görmeye alıştığımız bu savaş sahneleri Türkiye’nin en batısında Amerika’dan yazılan bir senaryo ile sahnelenirken; ne yazık ki film değildi.

Fethullah Gülen Cemaatini bir şekilde benimseyen, bağ kuran, hizmet edenlerin anlattıklarını dinledikçe, kamudaki tahmini sayılarını gördükce sarsıntımız biraz daha büyüdü.

Hemen yanı başımızda dolaşan, aynı toplumda yaşadığımız, ortak menfaatler için çalıştığımıza inandığımız ama tanımadığımız, etki gücü yüksek bir çok insanın bambaşka bir hayat yaşadığını gördük.

Aynı dine inanırken, aynı toprak bütünlüğünü savunurken, aynı milli menfeatler için nefes aldığımızı düşünürken; sadece bunu ifade etme yönteminin farklı olduğunu zannettiğimiz insanların; bambaşka bir hedef  için içimize girmiş virüsler olduğunu anladık.

Tanımlamakta güçlük geçtiğim, anlatmakta yetersiz kaldığım bir çok duygu ile günlerdir yaşıyorum; herkes gibi…

En son Hürriyet Gazetesi’nde itirafçı bir subayın anlattıklarını okudum. Ondan önceki itiraflarla en önemli ortak noktası “dar gelirli aile çocuğu” kavramıydı.

İnsan ne kadar dar gelirli olursa olsun terör örgütünün içinde olur mu?

İnsanlıktan yoksun, sefil bir amaca hizmet ederken çok gelirli olmak nasıl bir duygudur bilmem…

Allahla kul arasında olduğunu bildiğimiz inancımız ve onu yaşama şeklimizi nasıl olur da bir kul’a teslim edebilir…

Bildiğim bir tek şey var, tüm bu yaşananların ülkem için mutlu sonla bitmesi isteği.

Ben bu darbe girişimi sonrası ülkem için ahlak değerlerinin yeniden fark edildiği,

Din kisvesiyle örnütlenin insanların herşeyi satın almadığı,

Parası ve siyasi gücü olanın “Buraların sahibi benim” edasıyla ortada dolaşmadığı,

Yaptığı üç -beş kuruşluk bağışla insanların gözünde kahramanlaşma çabasına girenlerin olmadığı bir ülkede yaşamak istiyorum.

Keşke insan olmaktan başlasak işe…

Emeksiz kazanca rağmen para için inançlarımızı kullandırmasak,

Emeksiz kazanca rağmen yanlışa ortak olma çabasından ziyade karşı olsak…

Siyasi nezaket ortamı tepede, liderler düzeyinde, Türkiye yeniden şekillendiriliken önce ahlak değerlerini yeniden hatırlasak, vicdanlarda onarım yapılsa.

19 Eylül’de okullar açıldığı ilk gün, tüm derslerde, iyi insan, iyi vatandaş olma örnekleri anlatılsa çocuklara.  

Akıl yürütmenin önemi anlatılsa,

Doğru bulmadıklarına itiraz etmenin insanları ve belki toplumu bir çok kötülükten koruyacağı öğretilse…

Çıkarın nerede ise oradasın anlayışı yerle bir olsa,

Keşke bir milat olsa…