Alanya haber, alanya tv , alanya televizyonu, kanal alanya
Bir konuda anlaşalım!
Coşkulu Kalem

Bir konuda anlaşalım!

Yaklaşmakta olan Kurban Bayramı öncesi kent turizminde iç pazar patlaması yaşanacağı söyleniyor.

Otopark kaosundan  korkanlar  yaylaya kaçmanın hesabında,

Tesisler Türk  müşterinin  yaratacağı arızaların derdine düştü,

Esnaf, stok yaparsam elimde kalır mı? diye kaygılı…

Oysa daha önemlisi ortak yaşam alanlarımızın nasıl dizayn edileceği?

Parklar, kaldırımlar, caddeler, trafik mesela…

Ramazan Bayramı’ndan dersini almış bir Alanya mı? İlk kez karşılaşıyor gibi şaşkınlığa kapılacak bir Alanya mı?

Şu ana kadar bayramla ilgili duyduğum tedbirler sıralamasında turizm yok. Kurban satış noktalarının hazırlığı ile meşgul herkes.

“Henüz vakit var, acele etme” diyenleri duyar gibiyim…

Ama yine de korkuyorum. Çünkü biz olaylara; ders çıkarmak üzerine bakan bir toplum değiliz.

 Hacet Kavşağı’nın güney kısmında sergi ve kermes alanı üzerinde köşeye saklanmış portakal büfesi, kavşağa alçak ve yüksek noktalarda asılmış değişik ebatlardaki kurbanlık  afişleri  daha şimdiden gelmekte olan keşmekeşi gösteriyor bana göre.

“Ne alakası var” diyenlere cevabım: Çok alakası var. Mantar gibi çoğalmış portakal büfelerinin Atatürk Caddesi’nde yarattığı kirlilikten ders almadık çünkü. Işıklı büyükşehir tabelası ile bile yeterince karmaşık olan kavşağa asılmış diğer tabelalar da, dersten yoksunluğumuzu gösteriyor.

Tıpkı Mola Kavşağında, Emekliler Parkı’nın ağaçlarına asılmış afişler gibi.

Tarihi geçmiş, güneşten solmuş da olsalar orada durmaları kimseyi rahatsız etmeyen bu afişlere bakar ve görmez  etkili ve yetkili gözler. Caddelerimiz  turuncu yeşil Alanyaspor bayrakları ile donatıldı yükselme maçları öncesi.

Şimdi Süper Lig’deyiz ama sokaklara asılan o bayraklar  Bal Ligini bile temsil edemez. Rengi solmuş, yıpranmış, yırtılmış. Ne, firmasının reklamı ile bayrağı asanı rahatsız ediyor, ne de kente çeki düzen vermekle görevli etkili ve yetkilileri…

Bence artık insan kalabalıklarının değil, insan niteliklerinin önemini konuşmalıyız…

Oksijenin bol olduğu yerlerde derin bir nefes zihni rahatlatır.

Mesela yaylaya gittiniz, ciğerlerinizi dolduracak bir havayı içinize alıp yavaşça bırakın, göreceksiniz  zihnin rahatladığını, iç sesinizin sizden göç ettiğini.

İşte tam da o ortamda konuşma sırasında yapılan yanlışlık önemini yitirmeli.

Gevşemiş siniriniz esprili bir dille eleştiri yaptırmalı size. Çekip giderken söylediğiniz  tatlı sert bir mesaj olmalı,  küfür yerine…

Zafer Bayramı gecesinin fener alayındaki kalabalıktan ziyade, insanların inanmışlığı, sahiplenmesi, samimiyeti önem kazanmalı.

Elinde Alanya’dan Ankara’ya götüreceği taze sebzelerle dolu poşetle yürüyen kadının samimiyeti;

Tekerlekli sandalye ile alana gelen gencin amacı önem kazanmalı.

Birilerinin hanesine yazılacak eksi ya da artılar önemli olmamalı.

Hepsinden önemlisi de bakabilmeli insan, görmek için…