Alanya haber, alanya tv , alanya televizyonu, kanal alanya
ETİK!
Coşkulu Kalem

ETİK!

Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun daveti ile “Yolsuzluğun Önlenmesi ve Etiğin Teşviki için Teknik Destek” konulu bir AB projesi çalıştayına katıldım.

Şahsen, insanoğlunun etik konusuna kafayı taktığını görmek beni memnun etti.

Ancak yolsuzluğun önlenmesi ve etiğin teşviki için AB projesi hazırlanmış olması, bunun için çalıştaylar düzenlenmesi de kaygılandırdı!

“Acaba ne haldeyiz ki, buna ihtiyaç duyuldu?” demekten kendimi alamadım…

“İşe bir yerden başlamak adımdır” diyerek kendimi rahatlattıktan sonra çalıştaya katılımım sürerken bir kez daha ortaya çıktı ki; kamuda yaşanan yolsuzluk ya da etik dışı davranışların temel nedeni bireyin dejenarasyonu.

“Mücadele nereden ve nasıl başlamalı?” sorusunun yanıtı gurup çalışmalarında tartışıldı.

Aşağıdan yukarı mı? yukarıdan aşağı mı?

Ben temizliğin yukarıdan aşağı inmesini savunanlardanım.

Apartman temizliği yapanlar bilir, süpürmeye aşağıdan başlandığında temizlik olmaz.

Yukarıdan aşağı bir temizlik yapılmalı ki, en altta toplanan çöpler derdest edilsin!

Kimi dedi ki, ilkokullardan başlamalı. Okullarda etik dersi olmalı…

Pek tabii ki katılıyorum, temelden başlayan bir eğitimle değerler öğretilmeli.

Ancak kim iddia edebilir ki; çocuklara okullarda etik dışı davranma öğretiliyor.

Sorun birey olma bilinciyle başlıyor, başkasının kötü örneğini kullanıp, “O da yaptı” savunması eşliğinde kendini kurtarmanın iç huzuruyla büyüyüp gidiyor insanoğlu…

Temel eğitimde öğrendiklerimizin profesyonel hayatta karşılığı olmadıkça temizlik tam manasıyla sağlanamaz inancındayım.

Çalıştaya geri dönersek; katılımcılar genellikle iş dünyası ve kamu bağlantılı çalışan, etik konusuna profesyonel manada zaman ve para harcayan STK’lar (Sivil toplum kuruluşları) ile; meslek örgütü ve hak arayışçısı STK’lardan seçilmişti.

Bu alanda akademik kariyer yapan da vardı, savunuculuk  misyonu  üstlenen de. Ama hepsinden önemlisi, “Etik de neymiş” demeden, “Etik önemli” inancında  çoğunluğu genç insanlardı. Bu sevindiren tarafı…

Mesela, Türkiye’de örgütlenmesi olan Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin varlığından haberim oldu. Yolsuzluk ve etik değerler için kafa yoran, örgütlenen, ulusları aşan birilerinin varlığını bilmek rahatlattı beni…

Eğitimi düzenleyen Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kurulu ile ilk kez tanıştım mesela.

Kurul daha çok kamu görevlileri hakkında yapılan başvuruları değerlendiriyor. Kurulduğu 2004 yılından bu yana çok sayıda rapor hazırlayan kurulun ilk yıllardaki raporları, yaptırımı olmasa da resmi gazetede yayınlanıyormuş.

Yani en azından olumsuz örnek teşkil eden kamu görevlilerini deşifre edici bir rolu olan kurulun bu yetkisi, Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş.

Kurul sadece rapor düzenliyor, isim kullanmadan, kendisine ait internet sayfasında yayınlayabiliyor.

Oysa deşifre etmek de etik değerlerin teşvikinde önemli bir yöntem olarak kullanılabilirdi…

Yolsuzlukla mücadele ve etiğin teşvik ve desteği sadece STK’larla olacak bir iş değil tabii ki.

Bireysel bozulma ile başlayıp, bunu örgütsel hale getiren bir sistemin içinde yaşıyoruz.

Yapanın yanına kar kalmasını sağlayan düzenlemeler,

“Çalsın da yapsın” diyen anlayış ile yolsuzluğun mücadelesi ne kadar başarılı olur bilmem.

Kanımca işin en önemli ayağı siyaset…

Sözüm sadece yerelde ve genelde iktidar olan siyasilere değil.

Sözüm siyaset çarkı içinde kendisine bir şekilde nemalanma fırsatı bulan ya da yaratanlara…

Kamu görevlileri ve seçilmişler her yıl mal varlığı beyanında bulunuyorlar.

Merak ediyorum, acaba kaç kişiden artan mal varlığını nasıl edindiğini açıklaması istendi?

Devlet memuru maaşları bilinirken; çocuğunu özel okula gönderip, arabasını  yenileyip, üstüne üstlük bir de ev kredisi ödeyen kaç kişiye soruldu “Nasıl edindin?” diye!

Sorularım sizi umutsuzluğa götürmesin.

Birilerinin hatırlayıp ETİK üzerine çalıştay düzenlemesi bile adımdır.

En azından bir kabul ediş var.

İnkar etmek de mümkündü…

Temennim ise kabul edilenin razı gelinen olmaması.

Şimdi herkes kendi kendisine sorsun “Acaba nasıl çözeriz bu ETİK” işini diye…