Alanya haber, alanya tv , alanya televizyonu, kanal alanya
Suça Karışan Çocuklarımız
Kent Konseyi Gençlik Meclisi

Suça Karışan Çocuklarımız

Bir çocuğun sorumluluğunu almak ,çocuk yetiştirmek ve çocuklarımızı kötü zihniyetli insanlardan korumak gün geçtikçe NE YAZIK Kİ  artarak zorlaşmaktadır.Suça karışan çocuk sayısı Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre her geçen gün artmaktadır. Evet BUNU ÜZÜLEREK SÖYLÜYORUM Kİ SUÇA KARIŞAN ÇOCUK SAYISI HER GEÇEN GÜN ARTMIŞTIR.

Yapılan araştırma çevresinde Türkiye de Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocuk sayısı 2015 yılında, 2014 yılına göre %4,4 oranında artarak 303 bin 213 olmuştur. Çocukların %57,4’ünün 15-17 yaş grubunda, %23,4’ünün 12-14 yaş grubunda, %18,9’unun ise 11 yaş ve altı çocuklar olduğu görüldü. Güvenlik birimine 2015 yılında gelen veya getirilen çocukların %66,9’u erkek, %33,1’i ise kız çocuğu oldu.

Çocukların en çok karıştığı suçlara bakarsak;Suça sürüklenme nedeni ile güvenlik birimlerine 118 bin 245 çocuk getirildi. Bu çocukların %36’sı yaralama, %24,6’sı hırsızlık, %6,8’i 5682 Sayılı Kanun’a muhalefet, %5,9’u uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak veya satın almak, %3,7’si tehdit, %3,5’i ise mala zarar verme suçu ile isnat edilerek güvenlik birimlerine getirilmiştir.

Geliş nedeni suça sürüklenme olan çocukların %77,6’sı adli birimlere sevk edilirken, %18,4’ü ailesine teslim edildi. Mağdur olarak gelen çocukların %88,9’u ailesine, %2,9’u adli birimlere ve %2,9’u da sağlık kuruluşuna teslim edildi. Adli birimlere sevk edilen çocuk sayısı ise takriben ne yazık kı 97 bin 65 ibuldu.Daha da vahim olanı Güvenlik birimlerine suça sürüklenme nedeni ile getirilen 118 bin 245 çocuğun 42 bin 557’sinin bağımlılık yapan madde kullandığı görüldü.Yani bu durum %36 ya tekabül etti. Bağımlılık yapan madde kullanan çocukların %80,8’ini 15-17 yaş grubu, %17,2’sini ise 12-14 yaş grubundaki çocuklar oluşturdu. Çocukların %72,5’inin sigara, %5,5’inin sigara ve alkol, %4,9’unun sigara ve esrar, %3,7’sinin esrar, %2,3’ünün ise sigara, alkol ve esrar kullandığı görüldü.

Kıyamadığımız, pamuklara sardığımız ,yaptığımız her şeyi onlar için yaptığımızı iddia ettiğimiz çocuklarımızın suç eğilimleri niçin bu kadar arttı ve artarak da devam ediyor?

Tabi bunu sadece birkaç nedene bağlamak kesinlikle doğru olmayacaktır. Fakat genel olarak birkaç başlık altında toplamak gerekirse bunların başında bazı ailelerin çocuklarına karşı göstermiş oldukları aşırı müsemmacı  tavır gelmektedir.Problem çıkmasın diye ,doğrusunu göstermeye çalışmak yerine,kim bilir belki de zor geldiği için çocuğunun her dediğine evet diyen ailelerde yetişen çocuklar kendilerini o kadar özgür hissetmektedirler ki ,hemen her şeyi yapabileceklerine kanalize olmuşlardır.Hemen her şeyi kolayca elde etmişlerdir.Doğaldır ki bu durum onları doyumsuz yapmaktadır.Kolay elde ettiği için elde ettiklerinden hiçbir zaman mutlu olamayacaklardır.Sınırlarını bilmeyecekler aşırı doyumsuz olacaklar ve mutluluğu farklı şeylerde arayacaklardır.Hayatlarına heyecan gelmesini isteyeceklerdir.Kimi aile ise bunun tam aksine çocuğunu aşırı sıkmaktadır.Çocuğunu sürekli Eleştirmekte ve sürekli başka çocuklarla kıyaslanmaktadır.Bu durumda kalan çocuğunda özgüveni gelişmeyecek her zaman kendinde eksiklik arayacaktır. Kim bilir aileye kendini ispat etmek için farklı yollara sapacak bu eksikliği kapatmanın illegal yollarını arayacaktır. Birde bence Bunların dışında çocuklarda ki suç oranlarının artmasının en önemli sebeplerden birinin de ülkemizde de sürekli bir artış gösteren boşanmalar olduğunu söyleyebiliriz. Evlenme  olduğu kadar boşanmada çiftler arasında olabilecek doğal durumlar arasındadır. Fakat çiftlerin boşanmaya yükledikleri anlamlar kendi gözlemlerim ile de sabit olduğu üzere hep yanlış anlaşılmıştır.Bir çift boşanabilir,boşandığı zaman artık karı koca vasıfları yoktur,sadece birbirlerinden boşanmışlardır.Fakat çiftler boşanırken en önemli şey olan

SADECE BİRBİRLERİNDEN BOŞANDIKLARI OLGUSUNU UNUTMAKTADIRLAR. Onlar boşanma ile artık  karı koca değildirler  fakat halen ANNE VE BABADIRLAR.Üzülerek söylüyorum ki  öyle durumlarla karşılaşıyoruz ki,ebeveynler artık manevi duygularını sakındıkları gibi,maddi olarak da kendi öz çocuğuna ne hali varsa görsün edası ile  cüzi miktarda ki  nafakayı bile vermekten kaçınmaktadırlar. Oysa ki çiftler boşansalar bile yeri geldiğinde çocukları için birleşebilmeliler. Çocuğu için görüşemeyen anne baba doğaldır ki çocukta dışarıya  öfke ve kendi içinde de üzüntüye sebep olacaktır. Çocuk İstenmediğini sevilmediğini düşünecek,kendisini başka yerlere yönlendirecektir. Kötü alışkanlıklar edinme durumu daha da artacaktır. Bir diğer durumda dışarıdan bakıldığında  mükemmel görünen evlilikler ,yaşamlardır.Bu mükemmel yaşamlarda bireyler aile olamamış,sadece birey olarak yaşamlarını idame ettirmektedirler. Birbirleriyle kesinlikle iletişim kurmamakta,hatta yeri geldiğinde yüzlerine bile bakmamaktadırlar.İşte birbiriyle iletişim kuramayan ailede yetişen çocuklarda hep duygusal açıdan eksiklik yaşamakta ve en ufak sorununda boşluğa düşmektedir. Doğaldır ki çocuk da bu duygusal boşluğu yanlış yerlerde ve yanlış kişilerle tamamlamak isteyeceklerdir.

Bu gibi durumlar ilk başta akla gelenlerden sadece bir kaçıdır ve inanınki ne yazık kı daha da arttırılabilecektir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ünde değdi gibi Büyük başarılar, değerli anaların yetiştirdikleri seçkin çocukların yardımıyla meydana gelir. "Bu nedenle özellikle anne-baba olarak bizlere büyük görevler düşmektedir. Sorumluluklarımızın farkına varıp,sorumluluk sahibi bireyler yetiştirmeliyiz Çocuklarımızı bu kötü alışkanlıklardan korumalıyız. Onlara doğru olan yolu göstermeliyiz.. Ayrıca bu konularda sadece aile bireylerine görevler düşmemektedir. Her ne kadar aile bireylerine bu konuda sorumlulukları çok büyük olsa da  konuyla ilgili ailelerin haricinde  Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı başta olmak üzere bütün kamu kurumlarının, bütün sivil toplum kuruluşlarının çok dikkatli ve özverili olması gerekmektedir. Bizler hem aile olarak hem de toplum olarak Çocuklarımıza değer vermeli, onların değerli olduklarını, birer birey olduklarını onlara hissettirmeliyiz.Çocuklarımızı her türlü istismardan korumalıyız. Her koşulda yetişkinlerden daha özel ele almalıyız.

Son olarak da Gazi Mustafa Kemal Atatürk ünde dediği gibi Çocuklar geleceğimizin güvencesi, yaşama sevincimizdir. Bugünün çocuğunu, yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir."

Ve bu ortamı çocuklarımıza verememek kısaca sağlayamamakta bizim en büyük ayıbımızdır.

Çocukların ağlamadığı ve sadece çocuk olarak kaldığı bir dünya dileğiyle….        

Av. Fatma Sevil Erdoğan