Alanya haber, alanya tv , alanya televizyonu, kanal alanya
Haber kötü de, sen ne yaptın?
Coşkulu Kalem

Haber kötü de, sen ne yaptın?

23 Şubat Perşembe / Alanya’da istismar davasının duruşması vardı

24 Şubat Cuma/ Mahmutlar’da 25 kedi öldürüldü

25 Şubat Cumartesi / Alanya’da İzmir Marşı’na yasak geldi

Alanya bu kötü haberlerle anılınca moraller bozuldu…

23 Şubat günü istismar davasının duruşmasını takip etmek üzere mahkeme salonuna gideceğimi söylediğim bir arkadaşım “Duruşmaya girme” dedi.

“Neden” dedim.

“Haber  Türkiye gündemine gelince gazeteci olarak hedefte kalacaksın” dedi…

Arkadaşım geçmişte yaşanmış olaylardan edindiği tecrübe ile tedirgindi.

Ne mi oldu?

İlçede daha önce yaşanan taciz, tecavüz ve istismar olayları ulusal basında haberleşince “Şehir imajını zedeleyen”Gazeteciler” oldu.

“Hırsızın hiç mi suçu yok?” demeye kalmadan turizm haini oluverdik.

Gazeteci arkadaşım hedef olacağım kaygısı yaşadı…

KANAL A Haber bülteninde yayınlandı istismar davası, ama sorun olmadı…

Dün Ayşe Arman Hürriyet Gazetesi’ndeki köşesinde kaleme aldı, tartışma başladı,

“Alanya böyle olaylarla anılmamalı, ulusal basına taşınmamalı” öğütleri geldi.

PEKİ YA KEDİLER

Derken kedi ölümleri patladı. Whatsapp mesajı olarak geldi videolar.

Sonra baktım sosyal medya yıkılıyor zaten.

Yine başladı isyanlar “Alanya böyle olaylarla anılmamalı”

Nedir? Ne değildir? diye araştırmaya koyuldum

Zehirlenme mi, hastalık mı? Bu kediler niye öldü?

Zehirlenme ise aramızda bir cani vardı,

Hastalık ise toplum sağlığı tehdit altında…

Hayvanseverler zehirlenme olduğundan emindi,

Belediye Veteriner Hekimine sordum, yanıtsız ve sorularımdan rahatsızdı.

“Otopsi yaptınız mı?” dedim

Bu tür vakalar karşısında otopsi yapacak makamın belli olmadığını söyledi.

“Yetkili miyiz? Yetkisiz mi? inanın bilmiyoruz” dedi.

Zehirlenme ise; nasıl bir zehir kullanıldı?

Bu zehir nereden, nasıl temin edildi? Sorular yine yanıtsız…

Hayvanseverler işin ucunu bırakmadı, güvenlik kameraları incelendi, bir kişi yargılanacak.

Alanya akıllarda sokaklarda ölü kedi fotoğrafları ile kaldı.

Oysa Alanya sokaklarında hayvanlar için bayat ekmek toplama kutuları var,

Alanya hayvan barınağı, mobil kısırlaştırma aracına sahip bir kent…

Yapılacak çok şey vardır mutlaka,

Ancak şehrin tercihi hayvanları öldürmek değil hiç bir zaman.

Yerel yönetimler daha fazla sorumluluk taşımalı,

Kedilere sokakta bir şey yapıldığında yönetenler “Yetki” aramaktan ziyade etki oluşturmalı.

Birilerini suçlamak niyetinde değilim ama yöneticilerimizden “Kimse merak etmesin Alanya’da insanlar kadar hayvanlar da güvende” diyebilmesini beklerdim.

İZMİR MARŞI VAKASI

Bu konuya çok girmek istemedim; çünkü hala hangi öğretmen, hangi öğrenciye bunu söylemiş bilmiyorum.

Olayı protesto edenlere sordum, öğretmen kim miş? Öğrencilerle nasıl görüşebilirim?

“Ben de bilmiyorum o öğrencileri, araştırayım” dedi!

İzmir Marşı dahil; şanlı tarihimizden esinlenen marşları yasaklamaya kimsenin hakkı olmadığını düşünüyorum.

Ama “Mış” “Miş” iddialı haberlere itibar etmekten de çekiniyorum.

Yukarıda anlattığım her üç olaydan sonra insanların meseleyi bir noktaya bağlamasını ise şaşkınlıkla izliyorum.

Akıl tutulmasındaki son nokta; vakaların referandumla ilişkilendirilmesi.

“Peş peşe neden gündeme getirildi, Alanya adı neden kötü anılıyor” diyen bazıları “Referandum öncesi bir yıpratma çabası bile olabilir” diye bağlamış cümleyi.

El insaf…

Hayvan hakları, çocuk istismarı, şarkı söyleme özgürlüğü  oylanacak olsak “Tamam” diyeceğim.

Onlara sıra geldiğinde hep beraber konuşalım.

Hayatın akışı içinde var olan üç sevimsiz konuyla anılmayı referanduma bağlayıp yırtmaya çalışmak ancak acizlik olur.

Asıl mesele “Haberler kötü de sen ne yaptın?”